Ekşi Elmalar, bırak ekşi kalsınlar !

eksi elmalarYılmaz Erdoğan’ın Yeni filmi Ekşi Elmalar bir cümleyle ifade edilirse, ekşi elma lezzetinde bir film; ilk ısırışta o kekre lezzetiyle yüz buruşturan, sonra insanın yedikçe yiyesini getiren bir lezzetle ağıza yayılan. 

Tabi ben filmin Dünya’mda bıraktığı izi anlatmak için bir cümleyle yetinmeyi düşünmüyorum. 

İlk sahnede 1977 Hakkari dese de, Ekşi Elmalar bir dönem filmi değil. Bir zamAN filmi. Tek bir zamanın o da bu An’ın olduğunu hatırlatan, gerisinin hikaye olduğunu farkettiren.

Ekşi Elmalar, Belediye Başkanı namı diğer Reis ve 3 kızının Reis’in belirlediği bahçe çitleri içerisindeki hikayelerini anlatıyor. Reis’in Dünyası ise bahçenin dışına taşıyor ama dağları aşamıyor, sebebi ise “hep siyasi”. Reis, belediye seçimlerini kaybetse de evde makamını hiç terketmiyor. Bahçesindeki herşey terbiye edilmesi gerekenler olarak hayatında yer alıyor, bu terbiye sürecinin temelinde kızları ve hatta eşini de sayarsak evdeki tüm kadınlar yatıyor. Kızlar içinse, çitin ötesini bilmemekten kaynaklanan ve ancak gizli gizli okudukları / baktıkları fotoromanlarla sınırlı bir hayal dünyası söz konusu. Birinin Dünya’sı yakışıklı bir damat, diğerininki kumsal kenarı bir deniz ve ötekisininki ise okuyabileceği ve hatta belki de yaşayabileceği bir fotoroman hikayesi ile şekilleniyor hayalinde.

eksi-elmalar-filmloverss-720x400

Filmin kekre tadı, bir kadın olarak izleyince ilk yarıda ağzımdan, gönlüme yayılıyor. Hayatları Reis’in dudakları arasında olan kadınları izlemek ve takvimler değişirken, Reis’ler değişirken, çoğu kadının kaderinin hala da çok değişmediğine tanık olmak gönül yaralıyor.

İkinci yarıda lezzet dönüşüyor. Sıcak, yakıcı kumlardan, serin sulara atlar gibi bir ferahlama hissi ile bir aydınlanmayla geliyor duygular. Tüm varlığınla içine girdiğinde suyun her bir gözeneğin içine yayılması gibi Aşk’tan yansıyanlar da öyle yayılıyor yüreğime, zihnime.

Aşk, her an yaşanan ve zamandan bağımsız var olan bir duygu öyle kuvvetli ki, hiç gitmiyor hep orada kalıyor. Heves gibi değil, beğenme gibi değil gelip geçici hiç değil. Geldiğinde insanın yüreğine, zihnine, bedenine çakılan bir duygu. Karşındakine duyduğun, sonra onunla B’ir olduğun. Bu yolculukta, onu dönüştürmeye, ‘terbiye etmeye’ çalışmadığın ve kendini dönüştürdüğün. B’ir olmayı beklediğin ve tüm lezzetleriyle istediğin. Hepsinden öte, kavuştuğunda ‘Özgür’leştiğin.

Ekşi Elmalar, duygudan duyguya savururken ve lezzet geçişleri yaşatırken, en önemliyi ve hatta siyasi, toplumsal her şeyin temelinde “aşk”tan perdeliliğin yattığını bana farkettiren bir film. Kadın’ı sevgisizlikten ötekileştiren, metalaştıran, zihniyetin aslında “yeni icat çıkarmamak” adına kendi bildikleri, gördükleri ve egosuyla inşa ettiği dünyasında kapana kısıldığını izlemekti bana yansıyan. ‘Kendinden olmayanı’ bu dünyaya sokmadıkça daha da dibe vuran, çeşitliliğin, farklılığın zenginliğini, sonsuz sınırsızlığını göremeyenin çırpınışıydı gözlediğim. Belki de ‘aşk/sevgi’ teleferiğine binemediğinden, kendi ego dağının ötesine geçemesinin bedeli ‘yeni’yi keşfedememesi, hatırlayamaması olan Bir Reis’in çöküşü’ydü.

Kendi bahçesini aşkla inşaa eden ve özgür olanlar içinse, “Şimdiden başka zaman yoktu”. Aşk vardı ve başka hiçbir şey yoktu.

 

Aşk’la seyirler !  

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: