Roma’ya Sevgilerle / Woody Allen

 
 
 
 
 
 
 

 

Roma’ya Sevgilerle / Woody Allen
“Roma’ya Sevgilerle” sonbaharın grilerine inat, sapsarı, günlük güneşlik bir film..

 


Woody Allen’ın son şehri, Roma. Barcelona ve Paris’in ardından Allen, son filmi “Roma’dan Sevgilerle” ile oldukça sıcak, insanı tam da ‘uçuracak’ bir filmle bu kez izleyici karşısında. Kamera arkasındaki, yazar ve yönetmen kimliğinin yanısıra oyunculuğu ile gerçek manada izleyici karşısına çıkıyor. Domenico Modugno’nun insanın içini kıpırdatan melodisi, “Volare” (Uçmak) ile başlayan film, Roma’dan sevgi dolu hikayeler anlatıyor. Malum, 2012 takvimindeki son uzun tatilin planları pekçokları için yapıldı ve hatta güneşin son demlerinde İtalya turları neredeyse patladı. Şayet planlarınıza Roma’yı dahil etmediyseniz, ‘yer bulamayacağım’, ‘geç kaldım’ derdine düşmeyin, Roma’ya biletinizi, size yakın en yakın sinemadan alın derim.
“Roma’ya Sevgilerle” sonbaharın grilerine inat, sapsarı, günlük güneşlik bir film. Roma’dan aşk hikayeleri sunuyor bolca, üstelik fonda Roma’dan en güzel kareler, Popolo Meydanı, Aşk Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri..Turist kız, Newyork’lu Hayley ve “ezilenlerin avukatı” Michalengelo’nun kıtalararası aşkı ‘pardon, bakar mısınız?’ klişesinin en keyifli örneklerinden. Hele bir de ‘dünür’ler işin içine dahil olunca, seyri bol kahkahalı bir hal alıyor, içiçe geçmiş hikayelerin. Michalengelo’nun babası Giancarlo, Hayley’nin babası Jerry’nin keşfiyle ‘ölü toprağını’ üzerinden atarken, kendi mucizesini oldukça steril ve bir o kadar da absürd şekilde yaşıyor.

Yeteneğinin tüm ‘çıplaklığı’yla seyirci önüne çıkıyor. Öte yandan Roma’lı Leopoldo, hayatındaki tüm tahminedilebilirliklerin planladıklarının aksine, beklenmedik bir şekilde ‘ünlü’ oluyor. Sabah kahvaltısında ekmeğini nasıl yediğinden, neyle traş olduğuna kadar her şeyinin peşine düşülen, davetlerin aranan adamı haline geliyor. Giancarlo’nun ününe ün katan sabun köpüğü onun keşfine olanak sağlar, ruhunu temizlerken, Leopoldo’nun sabun köpüğü şöhreti kirlilikten ve hatta delilikten başkasını getirmiyor. ‘Gençliğinin sokağı’nda yürüyen ünlü ve zengin mimar John ise mimarlık öğrencisi genç Jack’le birlikte bir aşk üçgeninin ‘dış sesi’ olarak buluyor kendini. Arzular, gençliğin gözünü perdeliyor, iç ses ve dış ses birbirine zıt çıkmaya başlıyor. Woody Allen, “Paris’te Geceyarısı”nı hatırlatan üslubuyla, fantastik öğeleriyle de pek de seyirciye hissettirmeden hikayelerini besliyor. Roma’nın ‘taşralı’ çifti Antonio ve Milly ise fantastik öğeleri fantezilerle süslüyor ve hayatlarında unutamayacakları deneyimleriyle evliliklerini besliyor. Allen’ın sadakat kavramı, birçoklarınınkine benzemiyor. Aşkla dolu bir çift, keşifleriyle kendi aşklarına katkı sağlayabiliyor, daha çok aşkla birbirlerine tutunabiliyorlar.

Barcelona, tutkulu ve sıradışı aşkların, Paris, romantizmin şehirleri ise Roma da enerjisini yüksek, maceraperest aşkların şehri olmalı, Allen’ın literatüründe. Bu enerji seyirciye de oldukça yansıyor. Kahkahalar havada uçuşurken, fondaki melodilerle hareketlenen bedenler sinema koltuklarına sığmıyor.

“Roma’dan Sevgilerle” insana iyi gelen bir film. Henüz bir plan yapmadıysanız, ilk fırsatta alın Roma’y biletinizi, kısa süreli de olsa bir ‘uçuş’a hazır olun. Sonraki hikayeler ise Roma’ya bir sonraki gidişinizde. Kimbilir belki de bu kez hikayeleri seyretmek için değil, kendi hikayelerinizi yazmak yahutta bulmak için düşersiniz yollara! Keyif’li, keşif’li seyirler !

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: